Lean Teacher

Sürdürülebilir Verimlilik

6 Kitap, 6 İnsanlık Hâli: Aşk, Vicdan, Dostluk ve Seçimler

6 Kitap, 6 İnsanlık Hâli: Aşk, Vicdan, Dostluk ve Seçimler

Geçen ay okuduğum altı kitabı bir araya getirince aralarında ortak bir duygu olduğunu fark ettim. Hikâyeleri, dönemleri ve anlatım biçimleri farklı olsa da hepsi insanın kendisiyle, geçmişiyle ve sevdikleriyle kurduğu ilişkiye dokunuyordu.

Zülfü Livaneli’den Serenad ve Kardeşimin Hikâyesi, John Steinbeck’ten Fareler ve İnsanlar, Tolstoy’dan Diriliş ve Aile Mutluluğu, Paulo Coelho’dan Şeytan ve Genç Kadın… Kimi uzun bir yolculuğa çıkardı, kimi az sayfada çok şey anlattı.

Sonlarını açık etmeden, bu kitaplardan biraz söz etmek istiyorum.

6 Kitap, 6 İnsanlık Hâli: Aşk, Vicdan, Dostluk ve Seçimler
  1. Serenad — Zülfü Livaneli

Serenad, İstanbul Üniversitesi’nde çalışan Maya Duran’ın, İstanbul’a gelen yaşlı profesör Maximilian Wagner ile ilgilenmekle görevlendirilmesiyle başlıyor. İlk bakışta sıradan bir iş ilişkisi gibi görünen bu karşılaşmanın arkasından, yıllara yayılan bir aşk ve acı dolu bir geçmiş çıkıyor.

Wagner’in Nadia’ya duyduğu aşkı okurken Nazi döneminin zulmüyle ve Struma faciasıyla da karşılaşıyoruz. Maya, profesörün hikâyesini öğrendikçe kendi ailesinin geçmişine de başka türlü bakmaya başlıyor.

Bu kitabı düşününce aklıma, tarih kitaplarında birkaç satırla anlatılan olayların insanların hayatında ne kadar büyük bir yer kapladığı geliyor. Bir yerde tarih, sayı ve karar olarak gördüğümüz şey; başka bir yerde beklenen bir sevgili, yarım kalan bir hayat, yıllarca taşınan bir acı olabiliyor.

Serenad, bir insanın bugünkü hâlini anlamak için geçmişini de dinlemek gerektiğini hatırlatan kitaplardan.

  1. Fareler ve İnsanlar — John Steinbeck

George ve Lennie, iş bulabilmek için çiftlikten çiftliğe dolaşan iki arkadaş. Hayalleri çok büyük görünmüyor: Kendilerine ait küçük bir toprakları olsun, kendi işleriyle uğraşsınlar, kimseye muhtaç olmadan yaşasınlar. Lennie’nin bu hayalde en çok önemsediği şey ise bakacağı tavşanlar.

Ama hayat, bu küçük hayale bile kolayca yer açmıyor.

George, Lennie’yi korumaya ve başlarını beladan uzak tutmaya çalışıyor. Lennie ise güçlü bedenine rağmen davranışlarının sonuçlarını anlamakta zorlanıyor. Aralarındaki dostlukta sevgi kadar sorumluluk, yorgunluk ve birbirine ihtiyaç duyma hâli de var.

Kitaptaki diğer insanların da yalnızlıkları ve bir türlü ulaşamadıkları istekleri bulunuyor. Bu yüzden hikâye ilerledikçe George ile Lennie’nin hayali daha anlaşılır oluyor. Kendilerine ait bir yer istemeleri, biraz da güvende olmak ve kabul görmek istemeleri demek.

Kısacık bir romanın insana bu kadar çok şey düşündürebilmesi etkileyici. Özellikle de bir hayalin, gerçekleşmeden önce bile insanın hayatında nasıl bir dayanak olabildiğini bu kitapla çok net görebiliyorsunuz.

  1. Diriliş — Lev Tolstoy

Diriliş, insanın geçmişte yaptığı bir şeyle yıllar sonra karşılaşmasının hikâyesi.

Prens Nehlüdov, jüri üyesi olduğu bir davada sanık sandalyesindeki Maslova’yı tanıyor. Bu kadın, yıllar önce hayatına girip sonra terk ettiği Katyuşa. Onu karşısında görmek, Nehlüdov’un kendi hayatına ilişkin rahatlığını sarsıyor.

Maslova’ya yardım etmeye çalışırken mahkemelerin, hapishanelerin ve yoksulluğun içinde daha önce yakından görmediği bir dünyayla karşılaşıyor. Kendi payını sorguladıkça yaşadığı toplumun düzenini ve sahip olduğu ayrıcalıkları da sorgulamaya başlıyor.

Bu hikâyede üzerinde durmaya değer bulduğum mesele, pişmanlık ile sorumluluk arasındaki ilişki. İnsan yaptığı bir şeyden dolayı kendisini kötü hissedebilir. Fakat verilen zararı anlamak, karşısındaki kişinin neye ihtiyaç duyduğunu görmek ve buna göre davranmak çok daha zor.

Tolstoy bu zorluğu aceleye getirmiyor. İnsanın değişme isteğini, kendisini haklı çıkarma alışkanlıklarıyla birlikte ele alıyor. Bu da romanın sorularını okurun hayatına taşıyor: Geçmişle yüzleşmek dediğimiz şeyin ne kadarını gerçekten yapabiliyoruz?

  1. Aile Mutluluğu — Lev Tolstoy

Aile Mutluluğu, genç Maşa ile kendisinden yaşça büyük Sergey Mihayloviç arasındaki aşkı ve evliliği anlatıyor.

Başlangıçta birlikte olmak, sakin bir hayat sürmek ve aynı evi paylaşmak mutluluk için yeterli görünüyor. Zamanla Maşa yeni insanlar tanımak, dışarı çıkmak ve hayatı daha fazla deneyimlemek istiyor. Sergey ise alıştığı sakinlikten memnun. Birinin heyecan duyduğu şey, diğerini yorabiliyor.

Burada tanıdık bir durum var: İki insan birbirini sevse de hayattan aynı şeyleri, aynı zamanda beklemeyebilir. Üstelik bu farkı konuşmak her zaman kolay olmuyor. Bazen kırgınlıklar, söylenmeyen sözlerin içinde büyüyor.

Kitap, aşkın ilk zamanlarındaki duyguların değişmesini ve evlilik içinde birbirini yeniden tanıma ihtiyacını düşündürüyor. İnsan zamanla değişirken ilişkiden beklentileri de değişiyor. Birlikte yaşamanın güçlüğü biraz da bu değişime birlikte yer açabilmekte.

Kısa olmasına rağmen, ilişkiler üzerine uzun uzun düşündürebilecek bir kitap.

  1. Kardeşimin Hikâyesi — Zülfü Livaneli

Kardeşimin Hikâyesi, sakin bir köyde işlenen cinayetle başlıyor. Olayı araştırmak için gelen genç gazeteci, emekli mühendis Ahmet Arslan ile tanışıyor. Ahmet, insanlardan uzak, kitaplarla çevrili bir hayat sürüyor ve gazeteciye kardeşi Mehmet’in hikâyesini anlatmaya başlıyor.

Bu noktadan sonra merak giderek artıyor. Bir yanda cinayet, diğer yanda geçmişten gelen bir aşk hikâyesi var. Okurken hem olayları takip ediyor hem de anlatılanların birbirine nasıl bağlanacağını düşünüyorsunuz.

Bu kitap hakkında fazla ayrıntı vermek istemiyorum. Çünkü okuma zevkinin önemli bir kısmı, parçaların yavaş yavaş bir araya gelmesinde.

Hikâyenin arkasında ise yalnızlık, hafıza ve insanın yaşadıklarını nasıl anlattığı meselesi duruyor. Aynı olayı herkes farklı hatırlayabiliyor. Bazen bazı ayrıntıları öne çıkarıyor, bazılarını kendimizden bile saklıyoruz. Roman, bu ihtimali akılda tutarak okumaya davet ediyor.

  1. Şeytan ve Genç Kadın — Paulo Coelho

Küçük bir köye gelen yabancı, köy halkına korkunç bir teklif sunuyor: İçlerinden birinin öldürülmesi karşılığında büyük bir servet elde edecekler.

Bu teklifin ortasında, köyden ayrılıp kendisine başka bir hayat kurmak isteyen Chantal var. Yabancı ise geçmişte yaşadığı ağır kaybın ardından insanların kötülüğüne inanıyor ve haklı olduğunu görmek istiyor.

Kitabın çıkış noktası oldukça sert. Ancak bu durumun çevresinde gelişen konuşmalar ve gerekçeler, gündelik hayatta da karşılaştığımız bir soruyu ortaya çıkarıyor: İnsan, çıkarına olan bir yanlışı kendisine nasıl kabul ettirir?

Bir kararın sorumluluğu kalabalığa dağıldığında, herkes kendi payını daha küçük görebiliyor. Başlangıçta kabul edilemez bulunan bir düşünce, konuşuldukça ve gerekçeler üretildikçe mümkün görünmeye başlayabiliyor.

Coelho, iyilik ve kötülük meselesini sade, yer yer masalsı bir anlatımla ele alıyor. Kitap da okuru kendi cevabını düşünmeye bırakıyor: Değerlerimizi savunmak bize bir şey kaybettirecekse, yine aynı yerde durabilir miyiz?

Ayın Ardından

Bu altı kitabı yan yana düşününce aklımda en çok insanların taşıdığı yükler kalıyor. Geçmişin yükü, bir dosta karşı duyulan sorumluluk, verilen bir zararın pişmanlığı, evlilikte söylenemeyenler, yalnızlık ve zor bir kararın ağırlığı…

Hepsinde kolayca hüküm verilemeyecek insanlar var. Davranışlarına kızsak da hikâyelerini öğrendikçe durup yeniden düşünüyoruz.

Geçen ayki okumalarımdan buraya kalan da bu oldu: Bir insan hakkında karar vermeden önce, bilmediğimiz şeyler olabileceğini hatırlamak.

Sevgilerimle,

6 Kitap, 6 İnsanlık Hâli: Aşk, Vicdan, Dostluk ve Seçimler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön