Lean Teacher

Sürdürülebilir Verimlilik

Emeğe Saygı: Sonucu Değil, O Sonucu Mümkün Kılan Çabayı Görebilmek

Emeğe Saygı: Sonucu Değil, O Sonucu Mümkün Kılan Çabayı Görebilmek

Kalite danışmanlığını yaptığım bir firmada, ABD pazarında ürün satışı için bir belgelendirme üzerinde çalışıyoruz. Çalışma hem hijyenik tasarımı hem de detaylı dokümantasyonu içeriyor.

Bu kapsamda üzerinde çalıştığımız proje için üçüncü taraf denetçi ile temas halindeyiz, denetim öncesinde aksaklık yaşamamak ve yurtdışından gidiş gelişlerini azaltmak adına kendisinden mail ile destek alıyoruz. 

Uzun süredir titizlikle hazırlamak için uğraştığım ve denetimin kalbini oluşturan teknik bir dokümanla ilgili (EDTCF – Engineering Design Technical Construction File) üçüncü taraf denetleyiciden bir ön değerlendirme aldık.

Değerlendirmeyi yapan uzman, yirmi yıllık deneyimi boyunca ilk kez gördüğü bir durum için şu yorumu yapmış ve bizi tebrik etmiş: “Başvuru yapan bir kuruluş tarafından hazırlanmış bu kadar başarılı bir teknik dokümanı (EDTCF), 20 yıldır hiç görmedim.”

Bir işin uluslararası deneyime sahip bir uzman tarafından başarılı bulunması elbette gurur verici. Ancak benim için bu mesajı asıl değerli kılan şey yalnızca sonucun başarılı olması değildi.

Birinin, ortaya çıkan bir çalışmanın arkasındaki emeği görmesi ve bunu açıkça ifade etmesiydi. Ve sanıyorum ki yabancılar bu konuda bizden çok iyi. Bizde kişisel hırslar ve kıskançlık, başarının takdir edilmesinin önünde büyük bir engel oluyor.

Bazen bir işi tamamlamak haftalar, hatta aylar sürer. Araştırırsınız, tekrar tekrar kontrol edersiniz, eksikleri tamamlarsınız. Bir cümleyi doğru kurmak, bir teknik bilgiyi doğrulamak ya da küçük bir tutarsızlığı gidermek için saatlerinizi harcarsınız.

Bazıları için bu hazırlanmış sıradan bir Word dokümanından ibaretken, bazıları için bu firmadaki sistemi, bu işi yapanların sisteme bakışını ifade eder.

Dışarıdan bakıldığında ise geriye yalnızca son ürün kalır:

Bir rapor…
Bir proje…
Bir yazılım…
Bir sunum…
Bir makine…
Bir ürün…

Oysa görünen sonucun arkasında görünmeyen büyük bir emek vardır.

Her başarılı işin arkasında görünmeyen bir süreç vardır

Bir ürün üretim hattından çıktığında onu yalnızca son haliyle görürüz. Ancak o ürün ortaya çıkana kadar kaç kişinin katkı sunduğunu çoğu zaman düşünmeyiz.

Tasarımı yapan mühendis…

Malzemeyi tedarik eden satın almacı…

Üretim planını hazırlayan planlamacı…

Makinenin başında çalışan operatör…

Kaynağı yapan kaynakçı…

Ölçümleri gerçekleştiren kalite kontrol personeli…

Sevkiyatı zamanında yetiştirmeye çalışan lojistik ekibi…

Dokümantasyonu hazırlayan uzman…

Bazen küçücük bir detayın doğru yapılması için onlarca insanın bilgisi, dikkati ve zamanı bir araya gelir.

Bu nedenle emeğe saygı, yalnızca ortaya çıkan ürünü beğenmek değildir. O ürünün arkasındaki hazırlığı, disiplini, dikkati ve sabrı da görebilmektir.

Teşekkür etmek nezaketten daha fazlasıdır

İş hayatında teşekkür etmek çoğu zaman basit bir nezaket ifadesi olarak görülüyor. Hatta bazı yöneticiler, çalışanların zaten görevlerini yaptığını ve bunun için ayrıca teşekkür edilmelerine gerek olmadığını düşünüyor.

“İşini yaptı, karşılığında maaşını alıyor.”

Bu cümleyi farklı biçimlerde hepimiz duymuşuzdur.

Oysa insan yalnızca ücret karşılığında çalışan bir kaynak değildir. Yaptığı işin görüldüğünü, katkısının fark edildiğini ve ortaya koyduğu emeğin değer taşıdığını bilmek ister.

Burada sözünü ettiğim şey her çalışmayı abartılı biçimde övmek değil. Gerçek bir takdir; genel, ezberlenmiş ve içi boş cümlelerden oluşmaz.

“Eline sağlık.” demek güzeldir.

Ama şu cümle çok daha değerlidir:

“Bu raporu hazırlarken ayrıntıları ne kadar dikkatli incelediğini fark ettim. Özellikle verileri anlaşılır hale getirmen karar vermemizi kolaylaştırdı.”

Çünkü insan yalnızca övülmek değil, gerçekten görülmek ister.

Samimi ve somut bir geri bildirim, yapılan işin hangi yönünün değerli bulunduğunu gösterir. Böylece teşekkür etmek yalnızca bir nezaket davranışı olmaktan çıkar; aynı zamanda güçlü bir yönetim aracına dönüşür.

Emeğe saygı, yalnızca güzel söz söylemek değildir

Emeğe değer vermek denildiğinde aklımıza ilk olarak teşekkür etmek geliyor. Ancak emeğe gerçek anlamda saygı göstermek bundan daha fazlasını gerektirir.

Bir çalışanın hazırladığı raporu hiç incelemeden yeniden hazırlamasını istemek…

Toplantı saatini sürekli değiştirmek…

Son dakika verilen işleri normal çalışma biçimine dönüştürmek…

Bir fikrin sahibini belirtmeden o fikri sahiplenmek…

Aylarca hazırlanan bir çalışmayı birkaç dakikada ve gerekçesiz biçimde değersizleştirmek…

Sahada yaşanan güçlükleri anlamadan insanları yalnızca sonuçlar üzerinden değerlendirmek…

Bütün bunlar emeğe yönelik saygının eksik olduğu bir kurum kültürünün işaretleridir. (Bkz. Çalışanlar Neden İşten Ayrılır)

Emeğe saygı; insanların zamanını doğru kullanmak, katkılarını görünür kılmak, başarıyı gerçek sahipleriyle paylaşmak ve geri bildirim verirken harcanan çabayı dikkate almaktır.

Çünkü bir çalışanın emeğini değersizleştirmek için mutlaka kötü bir söz söylemek gerekmez. Bazen hazırladığı çalışmaya hiç bakmamak bile yeterlidir.

Eleştiri de emeğe saygıyla yapılabilir

Emeğe değer vermek, yapılan her işi koşulsuz biçimde kabul etmek anlamına gelmez. Elbette eksikler söylenecek, hatalar düzeltilecek ve çalışmalar geliştirilecektir. Ancak önemli olan, bunun nasıl yapıldığıdır.

Sağlıklı bir geri bildirim önce ortaya konulan çalışmayı kabul eder, ardından geliştirilmesi gereken alanı açıklar:

“Çalışmanın genel yapısı oldukça güçlü. Teknik değerlendirmenin tamamlanabilmesi için şu bölümlerde biraz daha ayrıntıya ihtiyacımız var.”

Bu yaklaşım, başarıyı görmezden gelmeden gelişim alanını gösterir.

Ancak bazen bir insanın başarısını takdir ederken hemen ardından söylenen düşüncesiz bir söz, sevincini kursağında bırakabilir.

“Çok iyi olmuş ama zaten yapman gereken buydu.”

“Başarılı bir çalışma olmuş ama bu kadar zaman almamalıydı.”

“Güzel olmuş ama bunda büyütülecek ne var?”

Bu tür cümlelerde takdir varmış gibi görünür; fakat “ama”dan sonra söylenenler, önceki bütün güzel sözleri değersizleştirir.

Hatta bazen şunu bile duyarsınız: “Bunu beğenen hiç mi rapor görmemiş, gerizekalı mı?”

İnsan, emeğinin görüldüğünü düşünmeye fırsat bulamadan kendisini yeniden savunmak zorunda hisseder. Oysa bir başarıyı kutlamakla gelişim alanını konuşmak aynı anda yapılmak zorunda değildir. Bazen insana yalnızca başardığını hissetmesi için alan açmak gerekir.

Çünkü takdirin hemen arkasına bir eleştiri eklemek, geri bildirim vermek değil; çoğu zaman insanın sevincini yarım bırakmaktır.

Ne yazık ki bazı iş yerlerinde geri bildirim yalnızca hata olduğunda verilir. İş doğru yapıldığında sessizlik, hatta görmezden gelme; yanlış yapıldığında ise yoğun eleştiri vardır. Zamanla çalışan, ne kadar iyi iş çıkarırsa çıkarsın yalnızca eksiklerinin görüleceğini düşünmeye başlar.

Böyle bir ortamda insanlar inisiyatif kullanmaz. Yeni fikirlerini paylaşmaz. Sorumluluk almaktan kaçınır. Çünkü ortaya koydukları emeğin değil, yalnızca yapabilecekleri hatanın görünür olacağını bilirler.

Emeğe Saygı
Emeğe Saygı

Takdir edilen emek, kuruma geri döner

Bu konuyu neden önemsiyorum, çünkü insanın emeğinin görülmesi yalnızca kendisini iyi hissetmesini sağlamaz. Aynı zamanda yaptığı işe duyduğu bağlılığı da güçlendirir.

Çalışan, katkısının fark edildiği bir ortamda daha fazla sorumluluk almaya, bilgisini paylaşmaya ve iyileştirme önerileri geliştirmeye istekli olur.

Bu nedenle takdir kültürü, çalışan memnuniyetinin ötesinde bir konudur. Kaliteyi, verimliliği, sürekli iyileştirmeyi ve kurumsal bağlılığı doğrudan etkiler.

Kaizen kültürünün temeli de aslında burada başlar. İnsanların fikirlerini paylaşmasını istiyorsak önce o fikirlere gerçekten değer vermeliyiz. Çalışanlardan sorunları bildirmelerini bekliyorsak onları suçlamadan dinlemeliyiz. Sürekli iyileştirme talep ediyorsak yapılan iyileştirmelerin sahiplerini görünür kılmalıyız.

Emeği görmeyen bir kurumun çalışan katılımından söz etmesi zordur.

Bazen bir cümle yıllarca hatırlanır

Hepimizin iş hayatında unutamadığı cümleler vardır.

Bazıları bizi kırdığı için hafızamızda kalır. Bazıları ise tam ihtiyacımız olduğu anda emeğimizin fark edildiğini hissettirdiği için…

Aylarca üzerinde çalışılan bir iş için söylenen samimi bir tebrik, belki yalnızca birkaç saniye sürer. Fakat o cümlenin insanda bıraktığı etki çok daha uzun olabilir.

Çünkü takdir, yalnızca geçmişte yapılan bir çalışmayı ödüllendirmez. Gelecekte yapılacak çalışmalar için de cesaret verir.

Bu nedenle yöneticiler olarak kendimize zaman zaman şu soruları sormamız gerekiyor:

  • Ekibimde kimin emeğini uzun zamandır görmezden geliyorum?
  • Başarılı bir iş tamamlandığında yalnızca sonucu mu görüyorum, yoksa o sonuca ulaşmak için gösterilen çabayı da fark ediyor muyum?
  • İnsanlara sadece hata yaptıklarında mı geri bildirim veriyorum?
  • Başarıyı ve takdiri, emeğin gerçek sahipleriyle paylaşıyor muyum?

Emeğe saygı, kurum kültürünün aynasıdır

Bir kurumun gerçek kültürü duvarlarda yazan değerlerde değil, insanların birbirlerinin emeğine nasıl davrandığında görülür.

İyi hazırlanmış bir raporu gerçekten incelemek…

Sahadan gelen bir öneriyi dikkate almak…

Bir başarının sahibini açıkça belirtmek…

Bir başarıyı samimi bir şekilde kutlayabilmek…

Zamanında ve somut geri bildirim vermek…

Yoğun bir çalışmanın ardından içtenlikle teşekkür etmek…

Bunların hiçbiri büyük bütçeler gerektirmez. Ancak çalışanların kuruma bakışını ve yaptıkları işe verdikleri değeri önemli ölçüde değiştirir.

Unutmamak gerekir ki insanlar yalnızca çalıştıkları için yorulmazlar. Bazen emeklerinin görülmediğini düşündükleri için de yorulurlar.

Emeğe saygı; her yapılan işi övmek değil, ortaya konulan gerçek çabayı görebilmektir.

Çünkü bazen insanı motive eden şey bir ödülden, bir unvandan ya da uzun bir konuşmadan çok daha basittir:

“Bu iş için ne kadar emek verdiğinizi görüyorum. Gerçekten çok iyi bir çalışma olmuş.”

Emeğinizin takdir edilmesi ve kıymetinin bilinmesi dileğiyle…

Sevgilerimle,

Emeğe Saygı: Sonucu Değil, O Sonucu Mümkün Kılan Çabayı Görebilmek

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön